REN21 Direktörü Rana Adip, artan jeopolitik gerilimler ışığında fosil yakıt bağımlılığının küresel ekonomiyi nasıl risk altında bıraktığını açıkladı.
21. Yüzyıl Yenilenebilir Enerji Politika Ağı (REN21) İcra Direktörü Rana Adip, ABD, İsrail ve İran arasındaki tırmanan gerilimin Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji arzında yaşanabilecek aksama endişelerini artırdığını belirtti. Adip, fosil yakıt bağımlılığının jeopolitik krizlerde ekonomileri ne denli kırılgan hale getirdiğini, yenilenebilir enerjinin ise fiyat istikrarı ve enerji güvenliği sağladığını ifade etti.
Adip, fosil yakıtların sürekli çıkarılması, taşınması ve ticareti gereken bir zincir oluşturduğunu vurguladı. Bu zincirdeki herhangi bir aksamanın küresel ekonomi üzerinde geniş çaplı etkiler yaratabileceğini kaydetti.
Orta Doğu’daki mevcut savaşın, fosil yakıta dayalı sistemlerin kırılganlıklarını hızla fiyat şoklarına ve ekonomik belirsizliğe dönüştürebildiğini aktardı. Buna karşılık, yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulduktan sonra yakıt maliyetini ortadan kaldırdığını ve enerji fiyatlarını daha istikrarlı hale getirdiğini belirtti.
Güneş, rüzgar ve su gibi yerel kaynakların, uluslararası tedarik yollarına veya jeopolitik dinamiklere bağlı olmayan enerji sağladığını dile getirdi. Bu durumun küresel piyasalardaki oynaklığa maruziyeti azalttığını ekledi.
Adip, fiyat istikrarının ötesinde yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasının daha geniş ekonomik ve sosyal faydalar sunduğunu dile getirdi. Yenilenebilir enerji altyapısına yapılan yatırımların yerel ekonomik kalkınmayı ve istihdam yaratılmasını destekleyebileceğini vurguladı.
Aynı zamanda hava kirliliğini ve buna bağlı sağlık maliyetlerini azaltabileceğini, karbondioksit emisyonlarını düşürerek iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayabileceğini belirtti. Toplulukların daha fazla enerji bağımsızlığı kazanabileceğini ve yerel enerji sistemlerine daha aktif katılım gösterebileceğini aktardı.
Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa’nın tepkisinin, yenilenebilir enerjinin hızla yaygınlaştırılmasının fosil yakıt ithalatına ve jeopolitik risklere maruziyeti azaltabileceğini gösterdiğini anımsattı.
Bu nedenle, yenilenebilir enerji sistemlerinin genişletilmesinin artık sadece bir iklim politikası olmadığını işaret etti. Adip, iklim politikasının uzun vadeli enerji güvenliği ve ekonomik istikrarın temel bir unsuru olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Ancak bu faydaların gerçekleşmesi için güçlü ve sürdürülebilir siyasi irade gerektiğini vurguladı. Hükümetlerin yenilenebilir enerji yatırımlarını yavaşlatan yapısal engelleri kaldırması, sektörler arası politikaları uyumlu hale getirmesi ve yatırımları harekete geçirmesi gerektiğini söyledi.
Aksi takdirde, ekonomilerin fosil yakıt temelli enerji sistemlerinin yarattığı oynaklık ve jeopolitik risklere maruz kalmaya devam edeceğini aktardı. Gerçek enerji güvenliği stratejisinin bir sonraki fosil yakıt tedarikçisini bulmak olmadığını kaydetti.
Adip, bunun yerine fosil yakıtlara artık bağımlı olmayan bir enerji sistemi kurmak olduğunu belirtti. Hükümetlerin doğru politikaları oluşturarak, fosil yakıt sübvansiyonlarını aşamalı olarak kaldırarak ve yatırımları yenilenebilir enerjiye yönlendirerek bu fırsatı değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap