Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni güvenlik paradigmasını açıkladı. 110. yıl dönümündeki Kut’ül Amare Zaferi’ni andı ve 500 bin sosyal konut projesinde hak sahiplerini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşarak yeni bir güvenlik paradigması inşa etme hedefini vurguladı. Erdoğan, 110. yıl dönümünde Kut’ül Amare Zaferi’nin milli birliğin sembolü olduğunu belirtirken, Filistin halkına yönelik destek mesajını yineledi. Ayrıca 500 bin sosyal konut projesinde hak sahiplerinin belirlendiğini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe geniş yer ayırdı. Uluslararası kuruluşların sessizliği altında yaşanan barbarlığa tepki gösteren Erdoğan, Filistin’in yiğit evlatlarını hürmetle selamladı. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarla ve desteklerle daima Filistin halkının yanında olduklarını ifade etti.
Erdoğan, tarihimizin iftihar vesilelerinden biri olan Kut’ül Amare Zaferi’nin 110. yıl dönümünü idrak ettiklerini hatırlattı. Bu destansı zaferin Bağdat’ın işgalini bir sene engellediğini ve Birinci Dünya Savaşı’nın iki sene uzamasına katkı sağladığını belirtti. Zaferde General Townshend dahil 5 general, 476 subay ve toplam 13 bin 309 kişinin esir alındığını aktardı.
Dönemin 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa’nın zafer sonrası askerlerini “Aslanlarım, Bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum” sözleriyle tebrik ettiğini aktardı. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise askerlerine “Cenab-ı Hakk’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler” emrini verdiğini dile getirdi.
Kut’ül Amare Zaferi’nin milli hafızamızda şanla ve şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak yerini aldığını vurgulayan Erdoğan, bu zaferin “Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi” yalanını deşifre ettiğini söyledi. Kut halkının Osmanlı ordusuna destek vererek kuşatmaya katıldığını ve bu uğurda şehitler verdiğini ifade etti. Köklü bir Arap ailesinden Uceymi Paşa’nın muhasara altındaki bir birliği kurtardığını örnek gösterdi.
Erdoğan, Arapların yanı sıra Berzenci, Niyazi ve Talabani gibi Kürt aşiretlerinin de Osmanlı ordusunun yanında savaştığını kaydetti. Tarihçilere göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanların da bulunduğunu ekledi. Bu durumun Türk, Kürt ve Arap ittifakının stratejik önemini yeniden hatırlattığını belirtti.
Cumhurbaşkanı, sadece Kut’ül Amare’de değil, Çanakkale’de de aynı uhuvvet tablosuna şahit olunduğunu dile getirdi. Saraybosna’dan Üsküp’e, Bakü’den Kudüs’e, Bağdat’tan Şam ve Halep’e kadar nice kardeşimizin ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışarak şehit düştüğünü hatırlattı. Çanakkale ve Kut’ül Amare’nin cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yerler olduğunu sözlerine ekledi.
Erdoğan, günümüzde coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattının birbirimize kenetlenmek olduğunu ifade etti. Köken, mezhep, meşrep, hayat tarzı veya siyasi görüş farklılıklarının insanı ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerler olduğunu belirtti. Bölgemizin sancılı döneminde her türlü farklılığı bir yana bırakıp vahdeti kuşanmak ve kardeşliği yüceltmek mecburiyetinde olduğumuzu vurguladı.
Türkiye’nin Kürt, Arap, Türkmen ve Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşarak ortak tarih ve ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalıştığını açıkladı. Bu politikanın tenkit edilecek değil, aksine takdir ve övgüye layık olduğunu dile getirdi. Bölgemizde yeni operasyonlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmenin hem tarihe hem de istikbale ihanet olacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı, etle tırnak gibi ayrılmaz olan bin yıllık kardeşliğimize kimsenin giremeyeceğini ve ayıramayacağını vurguladı. Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve nice İslam beldesinde şehitlerimizin kanlarıyla yoğurulmuş dostluğumuzu bozmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini söyledi. Kardeşliği kundaklamak isteyenlere eyvallah denilmeyeceğini ve nifak sokmaya çalışanlara inat zafer marşlarının kardeşlik türküleriyle söylenmeye devam edileceğini belirtti.
Erdoğan, bu vesileyle Halil Kut Paşa başta olmak üzere 110 sene önce kazanılan zaferde emeği bulunan subayları, şehitleri ve gazileri rahmetle andı. Kut’ül Amare Zaferi’nin 110. sene-i devriyesinin kutlu olmasını diledi. AK Parti’nin kuruluşunun 25. yıl dönümüne yaklaşırken milletimize ilk günkü aşkla hizmet ettiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı, 81 ilde 500 bin sosyal konut kazandıracak “Yüzyılın Konut Projesi”nde önemli bir adım attıklarını duyurdu. Projeye yaklaşık 8 milyon vatandaşın başvurduğunu ve 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilde noter huzurunda 500 bin hak sahibinin belirlendiğini açıkladı. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailenin ev sahibi olacağını belirtti.
Hedeflerinin evleri hızla inşa edip teslim etmek olduğunu söyleyen Erdoğan, 2027 Mart ayından itibaren anahtarları peyderpey teslim edeceklerini bildirdi. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında taksitlerle insanları yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacaklarını dile getirdi. Ayrıca İstanbul’da ilk kez kiralık konut uygulamasını hayata geçirdiklerini ve 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ettiklerini belirtti.
Dar gelirli vatandaşların çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayabileceğini ve bu yaz kiralık konutların anahtarlarını teslim etmeye başlayacaklarını ekledi. Kurada ismi çıkan vatandaşları tebrik eden Erdoğan, ismi çıkmayanların üzülmemesini istedi. TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 760 bin konut ürettiklerini ve 6 Şubat depremlerinin izlerini silmek için 455 bin konut ve iş yeri yaptıklarını hatırlattı.
İstanbul’da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başardıklarını belirten Cumhurbaşkanı, bu başarıları nasıl gerçekleştirdilerse 500 bin konutu da bitirip yenilerini ekleyeceklerini söyledi. Gerilim siyasetiyle, kutuplaştıran polemiklerle ve millete faydası olmayan sahte tartışmalarla işlerinin olmadığını vurguladı. Kendilerini arayanların açılışta, şantiyede, devasa yatırımların temelini atarken veya bitmiş eserleri hizmete açarken bulacağını ifade etti.
Milletin gönlüne lafla, polemikle, tehditle değil, eserle, hizmetle, yatırımla ve icraatla girildiğini dile getiren Erdoğan, milletin güvenini boşa çıkarmayacaklarını belirtti. Ülkenin diğer kulvarlarında da “çözümsüzlük çözümdür” anlayışına yer olmadığını söyledi. 23 yıldır milletin her türlü derdiyle ilgilendiklerini ve her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştıklarını aktardı.
Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attıklarını kaydetti. Birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdiklerini ifade etti. Eleştirilere tahammül gösterdiklerini ve yapıcı önerilere kulak verdiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı, ana muhalefet partisinin basın özgürlüğünden dem vurup yolsuzluklarını faş eden basın mensuplarını kürsüden tehdit etmesini eleştirdi. Hafta sonu İstanbul’da 100 bin konutun kura çekim töreni yapılırken, CHP Genel Başkanı’nın belediye başkanlarıyla toplantıda olduğunu ve seviyesiz ifadelerle şahsını ve partisini hedef aldığını söyledi. Bu durumun Türkiye’nin ana muhalefet partisine yakışmayan bir üslup olduğunu belirtti.
Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında “kuzu kesilenlerin” basın mensuplarına karşı “aslan postuna büründüğünü” dile getiren Erdoğan, rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenlerin kürsüden tehditler savurduğunu ifade etti. Basın özgürlüğünden bahsedenlerin hiçbir şey yokken tehditlere başlamasının çelişkili olduğunu vurguladı. “Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız?” sorusunu yöneltti.
Erdoğan, kendini dev aynasında görenlere “cirminiz kadar yer yakarsınız” diyerek seslendi. Tehditle, şantajla ve hakaret senfonileriyle kimsenin sindirilemeyeceğini söyledi. Alışık olunan eski Türkiye’nin artık olmadığını, gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günlerin geride kaldığını belirtti.
Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği ve aykırı seslerin susturulduğu günlerin bu ülkede geride kaldığını vurguladı. Basının kendilerini eleştirmesine ve etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine alışacaklarını ifade etti. Beytülmale el uzatanların adalete hesap vermeye alışacağını kaydetti.
Türkiye’nin uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuştuğunu ve bundan geriye dönüş olmayacağını belirtti. Her gün yeni bir skandal patlak verdiğinde CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek yerine basını susturmanın geldiğini söyledi. Para kuleleri ve baklava kutularıyla mücadele etmek yerine, bunların üzerine giden kurumları tehdit ettiklerini dile getirdi.
Yolsuzluklardan arınmak ve Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtarmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını ifade etti. Utanmadan ahlaki üstünlükten dem vuranların, ortada ahlak bırakmadığını söyledi. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmalarının üstünlüklerinden değil, yüzsüzlüklerinden kaynaklandığını belirtti.
İnsanların bir özeleştiri yapması ve yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan müdahale etmesi gerektiğini vurguladı. Hem bunları yapmayıp hem de basını tehdit etmelerini eleştiren Erdoğan, “Cenab-ı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin” temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoğun mesaileri arasında bu tür konulara nefes ve vakit harcamayı israf olarak gördüklerini ifade etti. CHP’deki “Bizans oyunlarıyla” uğraşacak ne vakitleri ne de niyetleri olduğunu söyledi. Tamamen işlerine odaklandıklarını vurguladı.
Bir taraftan 500 bin sosyal konutun kurasını çekerken, diğer taraftan ülkeyi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek adımlar attıklarını belirtti. “Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için güçlü merkez” şiarıyla hazırladıkları kapsamlı çalışmayı yakında Meclis’in takdirine sunacaklarını bildirdi. Hedeflerinin istikrar adası vasfını tescilleyen Türkiye’yi üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek olduğunu kaydetti.
Ekonomik şahlanışın diğer lokomotifinin “terörsüz Türkiye” süreci olduğunu dile getiren Erdoğan, ülkeye maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüklerinde Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün daha da hızlanacağını söyledi. Maruz kaldıkları tüm sabotajlara rağmen süreçte 18. ayı geride bıraktıklarını ve birçok kritik eşiği aştıklarını belirtti. Komisyon raporunun onaylanmasıyla daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varıldığını ifade etti.
Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı kazasız belasız geçme arzusunda olduklarını dile getirdi. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadıklarını vurguladı. Karamsar senaryolar yazanların gerçeklerle değil, vehimleriyle hareket ettiğini belirtti.
23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiği gibi olumlu bir atmosferin bulunduğunu ve yapılması gerekenlerin belli olduğunu söyledi. Sürecin olması gerektiği şekilde ilerlediğini ve sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların bunu değiştirmeyeceğini ifade etti. Bu yola Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak, bölgemizdeki sinsi oyunları bozmak ve kardeşliğe saplanan hançeri söküp atmak için çıktıklarını vurguladı.
Silahların tahakkümüne son vererek sivil siyasetin demokratik kapasitesini güçlendirmek için bu yola çıktıklarını belirten Erdoğan, kendileri için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için yola revan olduklarını söyledi. Yaşanan acıları evlatlarımızın yaşamaması ve gelecek nesillerin ağır bedeller ödememesi için çalıştıklarını dile getirdi.
Bu kutlu yolda menzile ulaşana kadar sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla yürümeye devam edeceklerini ifade etti. Birbirlerine kulaklarla birlikte kalpleri de açtıklarında yolculuğun daha kolay ve hızlı olacağına inandığını belirtti. Bölgemizin sancılı döneminde sürece katkı veren herkesin tarihe adını kaydettireceğini vurguladı.
Aynı şekilde süreci zorlaştıran, yokuşa süren ve tahrik eden her türlü girişimin de tarih karşısında sorumlu olacağını söyledi. Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini ve sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden kaçınmasını beklediklerini ifade etti. Cumhur İttifakı olarak ülkenin bagajlarından kurtulması için kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
Milletvekillerine hitaben, vatandaşların hizmet, proje ve eser beklediğini hatırlattı. Hiçbirinin milletin umutlarını boşa çıkarma lüksüne sahip olmadığını vurguladı. Milletin kendilerini temsil etmek üzere gönderdiğini ve bu kutsal görevi bahane aramadan, engellere takılmadan layıkıyla icra etmek zorunda olduklarını belirtti.
Siyaseti engel çıkarmak olarak gören ana muhalefetin Meclis’i tıkamasına ve yasama faaliyetlerini engellemesine müsaade edemeyeceklerini söyledi. Bu yüce çatı altında seçim çevresiyle birlikte 86 milyonun tamamına hizmet etmek için var olduklarını ifade etti. Milletvekillerinin çalışmasının Meclis’in çalışması anlamına geldiğini vurguladı.
Gerek komisyon gerekse genel kurul boyutuyla yüce Meclis’in yasama vazifesini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmasını sağlamanın iktidar partisi olarak asli görevleri olduğunu belirtti. Milletvekillerinden bu vazifeyi partilerine ve değerlerine yakışır biçimde en güzel ve en verimli şekilde yerine getirmelerini beklediğini söyleyerek konuşmasını tamamladı.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap